Tarih ve Doğa: Çanakkale Gezilecek Yerler

Çanakkale Türkiye’nin kuzeybatısında Marmara Denizi ile Ege Denizi arasında yer alan bir il ve aynı zamanda bir ilçedir. Çanakkale’nin tarihi ve stratejik önemi oldukça büyüktür.

Çanakkale, I. Dünya Savaşı’nda çok önemli bir noktada bulunmasıyla bilinir. Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Çanakkale Boğazı, İstanbul’u ve Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentini denizden gelebilecek saldırılara karşı korumak açısından büyük bir stratejik değere sahipti.

1915 yılında İngiliz ve Fransız donanmaları, Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışmış ancak Osmanlı ordusunun direnişiyle karşılaşarak büyük bir yenilgiye uğramışlardır. Bu çarpışmalar, Gelibolu Savaşı olarak da bilinir.

Çanakkale, ayrıca tarihi mirasıyla da zengindir. Gelibolu Yarımadası’nda yer alan Gelibolu Tarihi Milli Parkı, Anzak Koyu, Conk Bayırı gibi bölgeler, I. Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan önemli noktalardır. Aynı zamanda Çanakkale Şehitleri Anıtı da burada yer almaktadır.

Tarihi ve doğal güzellikleriyle birlikte, Çanakkale aynı zamanda Assos Antik Kenti gibi tarihi yapıları, Truva Antik Kenti’nin bulunduğu bölgeyi içeren Truva Yolu gibi önemli bölgeleri de barındırır. Çanakkale’nin tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri ve stratejik konumuyla Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir.

Çanakkale Şehitler Abidesi

Nihat Kaçan

Çanakkale Şehitleri Anıtı, Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın ucunda bulunan Hisarlık Tepe’nin Morto Koyu’nun karşısında yükselen bir anıt olarak konumlanmıştır. Bu anıt, Çanakkale ilinin sınırları içinde, Eceabat ilçesinde yer alır.

1915 yılındaki I. Dünya Savaşı’nda yaşamını yitiren Türk askerlerinin hatırasına ithafen yapılan bu anıtın temeli 17 Nisan 1954’te atıldı. 21 Ağustos 1960’da, İkinci Anafartalar Zaferi’nin 45. yıldönümünde ziyarete açılan Çanakkale Şehitler Abidesi, Çanakkale Muharebeleri’nde hayatını kaybeden tüm askerlerimizin sembolü olup, onların anılarını sonsuza kadar yaşatmayı amaçlamaktadır.

Anıtın tavan bölümüne, mozaikle Türk bayrağı motifleri işlenmiştir. Şeref holünde, Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri’ne adadığı şiirinden bir dörtlük, bir lahit taşında yer alır.

Haritada Görüntüle

57. Alay Şehitliği

Ogün Yüce

Çanakkale 57. Alay Şehitliği, Çanakkale Savaşı sırasında önemli bir yerdir. 57. Piyade Alayı, Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir çünkü bu birlik, Çanakkale Savaşı’nda büyük bir kahramanlık sergilemiştir.

57. Alay Şehitliği, Gelibolu yarımadasında Kabatepe-Conkbayırı yolunu takip ettikten sonra, Kırmızı Sırt’ı geçerek Bomba Sırtı’nın kuzeyinde ve Kılıç Bayırı’nın güneyinde konumlanmıştır. Bu nokta, Yabancılar tarafından “Satranç Tahtası” (Chess Board) olarak adlandırılan bölgededir. Buraya verilen isim, yaşanan olayların etkisiyle ortaya çıkmıştır.

Bu şehitlik sembolik bir anlam taşır. Asıl şehitlik, Bomba Sırtı’nın güney ucunda, Çataldere Vadisi’nin içerisinde yer almaktadır.

Yarbay Hüseyin Avni Bey’in komutasındaki 19. Tümen’e bağlı olan 57. Alay, yabancı kuvvetlerin ilk çıkarma gününde Arıburnu Cephesi’nde ilerleyen Anzak askerlerini karşılayan ve geri püskürten Türk birlikleridir. Bu cephe, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in liderlik ve cesaret özelliklerinin ilk defa ortaya çıktığı yerdir.

Bugün, Çanakkale 57. Alay Şehitliği, Türk ulusal tarihinde önemli bir anıt olarak korunmakta ve ziyaretçiler için açıktır. Şehitlik, Türk askerlerinin kahramanlığını, fedakarlığını ve vatan sevgisini anmak için bir mekandır. Bu alan, ziyaretçilere tarihi bir perspektif sunar ve Çanakkale Savaşı’nın insanlık tarihindeki önemini vurgular.

Haritada Görüntüle

Kilitbahir Kalesi

Mhmt Byhc

Kilitbahir Kalesi, 1452 yılında Avrupa yakasında Çanakkale Boğazı’na yapılmış olan bir kale olup eski adıyla Kilidü’l-bahr’dır. Bu kale, boğazın denizle buluştuğu noktada konumlanarak “denizin kilidi kalesi” olarak da bilinir.

Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa edilen kale, 1452 İstanbul kuşatması sırasında Avrupalı devletlerin Bizans İmparatorluğu’na yardım etme girişimlerini engellemek amacıyla Çanakkale Boğazı’nın en dar noktası olan Çimenlik Kalesi’nin karşısına, Avrupa yakasına yapılmıştır.

Kilitbahir Kalesi Giriş Ücreti:

  • Tam bilet: 50₺
  • İndirimli bilet: 25₺

Ayrıca Kilitbahir Kalesi’nde Müzekart geçerlidir.

Eceabat’ta yer alan bu etkileyici kale, Çanakkale Boğazı’nın kıyısına konumlanmış ve muhteşem bir manzaraya sahiptir.

Haritada Görüntüle

Namazgah Tabyası

AXXU Yapı Ltd. Şti. Xypex Türkiye

Namazgah tabyası aslen Sultan Abdülaziz döneminde inşa edilmiş olan bir yapıdır. Asıl adı Rumeli Aziziye Tabyası’dır. Çanakkale Savaşı sırasında, korunaklı bir alan olması ve bölgedeki birliklerin toplanma noktası olması sebebiyle Cuma Namazları’nın burada kılınmasıyla “Namazgah Tabyası” adını almıştır. Savaş sırasında açısından dolayı arka planda kalsa da, boğazın temel savunma noktalarından biridir.

Ana girişin tam karşısında konumlanmış olan büyük yapı, tabyanın en önemli ziyaret noktası olan müze alanını içermektedir. Müzenin girişinde sağ tarafta bir gişe bulunmaktadır ve bu gişenin karşısında Namazgah Tabyası’nın kısa bir tarihçesi sergilenmektedir. Namazgah Tabyası Müzesi, Engelsiz Tarih Projesi kapsamında özellikle engelli ziyaretçilerin rahatça gezebilmeleri için düzenlenmiştir.

Namazgah tabyasının deniz kenarında bir gözlem terası bulunmaktadır. Bu teras, Çanakkale Boğazı’nın hakim bir noktasından manzara sunmaktadır. Terasa çıkarak, Çanakkale Boğazı’nı geniş bir açıdan gözlemleme imkanına sahip olabilirsiniz. Özellikle rehberler, Çanakkale Deniz Muharebeleri hakkında bilgi vermek için bu bakı terasını sıkça kullanmaktadır.

Haritada Görüntüle

Seyit Onbaşı Anıtı

Azat Doğan

1892 yılında Kilitbahir Kalesi’nin güneyinde, Asaf Paşa tarafından inşa edilen Rumeli Mecidiye Tabyası’nda bulunur. Bu yapı, 18 Mart 1915’te Boğaz’ı geçerek İstanbul’a ulaşmayı hedefleyen müttefik armadasına karşı kahramanca direnen tüm Mehmetçiklerimizin mücadelesini ve özellikle Seyit Onbaşı’nın gösterdiği kahramanlığı sembolize etmek için yapılmıştır.

Ayrıca, Mecidiye Tabyası’nın deniz kenarında, heykeltıraş Hüseyin Anka Özkan tarafından yapılmış bir heykel daha bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Anzak Koyu (Anzac Cove)

Allan Myhill

Gelibolu Yarımadası’nda bulunan bu koy, her yıl 25 Nisan’da Avustralya ve Yeni Zelandalıların düzenlediği törenlerle anılan, Çanakkale Savaşları sırasında en dikkat çeken noktalardan biri olarak bilinir. Anzak Koyu, Yeni Zelanda ve Avustralyalılar için büyük bir sembolik değere sahiptir. Çünkü 25 Nisan 1915’te Anzak Kolordusu, çıkarmasını bu koydan gerçekleştirmiştir.

Turistik tesislerin olmadığı bu bölgede, çıkarmalar sırasında hayatını kaybeden Anzak askerlerine adanmış sembolik mezarlar ve anıtlar yer alıyor. Anzak Koyu’nda savaşın izlerini ziyaret ederken aynı zamanda etkileyici deniz ve doğa manzaralarını da fotoğraflayabilirsiniz.

Haritada Görüntüle

Troya Antik Kenti

Rouslan Valonen (LibertyToursLLC)

Troya Antik Kenti, Çanakkale’nin Tevfikiye köyünün batısında bulunan Hisarlık Tepesi’nde, Truva Antik Kenti veya Troya Ören Yeri olarak da bilinen bir antik yerleşimdir. Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılan Truva Savaşı’nın geçtiği yer olarak bilinir. Bu destana göre, Yunanlılar ve Troyalılar arasında tanrıların ve kahramanların da müdahil olduğu bir savaş, Truva’nın düşmesiyle sonuçlanmıştır.

Öncelikle Efes ve Milet antik kentleri gibi denize yakın bir konumda kurulan bu şehir, Çanakkale Boğazı’nın güneyinde, bir liman şehri olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Karamenderes Nehri’nin kıyılara taşıdığı alüvyonlar zaman içinde denizle arasındaki mesafeyi arttırmış ve bu durum şehrin önemini kaybetmesine neden olmuştur.

Alman arkeolog Heinrich Schliemann, 1870’lerde Troya’yı bulduğunu iddia etmiş ve bölgede kazılar yapmıştır. Schliemann’ın çalışmaları, Troya’nın gerçek bir yer olduğunu kanıtlamış ve antik kenti gün yüzüne çıkarmıştır.

Troya’nın tarihi, yaklaşık olarak MÖ 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır ve çeşitli kazılar sonucunda dokuz farklı yerleşim katmanı tespit edilmiştir. Troya’nın bulunduğu yer, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır. Bugün ziyaretçiler, Troya’nın kalıntılarını görebilir ve antik kentin tarihini keşfedebilirler.

Bu kalıntılar arasında savunma duvarları, tapınaklar, konut alanları ve şehir kapıları gibi yapılar bulunmaktadır. Troya, hem arkeoloji dünyası için hem de mitolojiye ilgi duyanlar için önemli bir yer olarak kabul edilmektedir.

Troya Ören Yeri müzekart ile ziyaret edilebiliyor. Ziyaret saatleri her gün 08.30 – 17.30 saatleri arasındadır.

Haritada Görüntüle

Troya Müzesi

Erkan Saka

Troya Müzesi, Çanakkale ili sınırları içinde konumlanmış olan bir arkeoloji müzesidir ve antik Troya kentine ait çeşitli eserleri ziyaretçilere sunmaktadır. Çanakkale, neolitik dönemden antik çağlara kadar uzanan zengin tarihine ev sahipliği yapmış bir şehirdir.

Müze girişinde, Troya’nın çeşitli tabakaları, mezar taşları, farklı boyutlardaki heykeller, sahne reprodüksiyonları ve fotoğraflar aracılığıyla anlatılmaktadır.

Müzede, Troya’nın farklı katmanlarında bulunan kentlerin tanıtımı yapılırken, büyük taş lahitlerden küçük cam iğnelere ve altın küpelere kadar çeşitli niteliklerde ve ölçeklerde 6 binden fazla arkeolojik eser sergilenmektedir.

Müzede, görsel grafik tasarımların yanı sıra diorama kullanılarak anın veya hikayenin ışık oyunlarıyla üç boyutlu olarak modellenmesi, dokunmatik ekranlar ve animasyonlar aracılığıyla sergi ve anlatımlar sunulmaktadır.

2019 yılı Ağustos ayında Time dergisi, Troya Müzesi’ni “Dünyada Görülmesi Gereken 100 Yer” listesine dahil etti. Troya Müzesi müzekart ile ziyaret edilebilir. Ziyaret saatleri ise her gün 08.30 – 17.30 saatleri arasındadır.

Haritada Görüntüle

Tevfikiye Arkeo Köy

Christophe Beaulieu

Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nda 2006’dan bu yana devam eden “Tarihe Saygı Projesi” ile bölgede önemli bir değişim gerçekleştiren OPET, “2018 Uluslararası Troya Yılında Tevfikiye Köyü’nü içeren çalışmalarını tamamladı.

Bu proje, tarihi, mitolojik, kültürel ve doğal güzellikleriyle öne çıkan, aynı zamanda Troya Antik Kent’ (Troya Ören Yeri) en yakın yerleşim yeri olan Tevfikiye Köyü’nün fiziksel ve sosyal dönüşümünü kapsıyordu. Tevfikiye Köyü, Troya dönemine ait atmosferi, yapıları, heykelleri, tarihi ve mitolojik değerleri ile bir açık hava müzesi havasına büründürüldü, adeta bir arkeo-köye dönüştü.

Haritada Görüntüle

Çıplak Etno-köy

S. Düzgün

OPET, Troya Müzesi’nin yanı başında bulunan Çıplak Köyü’nü etno-köy konseptine dönüştürdü. Etnografya kelimesinden türetilen “etno-köy” kavramı, insan yapımı kültürel unsurları inceleyen bir bilim dalını ifade eder.

Proje, Anadolu’nun kültürel mirasını temsil eden katmanlardaki unsurları, dokuları ve öyküleri içeren Çıplak Köy’ün etno-kültürel mirasını yansıtacak şekilde düzenlendi. Çıplak Köyü, tarihsel ve kültürel dokusunu zengin içeriklerle buluşturarak zenginleştirildi.

Troya’nın ve arkeolojinin doğuşunun yanı sıra Osmanlı dönemi, 20. yüzyıl başındaki savaşlar ve Cumhuriyet dönemine ait izleri barındıran Çıplak Köyü, devam eden çalışmalarla Çanakkale’nin Türk ve Osmanlı tarihini yansıtan bir alan olarak şekillendirildi.

Bu kapsamda, 1870’lerden başlayarak Troya kazılarının arkeoloji bilimine etkisi vurgulanırken, 17. yüzyıldan itibaren seyyahların ziyaretleri, Schliemann’ın önderliğindeki arkeoloji çalışmaları ve daha sonraki arkeologların Çıplak Köyü ile ilişkisi öne çıkarıldı.

Haritada Görüntüle

Aynalı Çarşı

Türkiye Kültür Portalı

Çanakkale’nin tarihi ve turistik öneme sahip bölgelerinden biri olan Aynalı Çarşı, şehir merkezinde yer alır. Osmanlı dönemine ait bir çarşı olan Aynalı Çarşı, 1890 yılında, şehrin Musevi topluluğunun önde gelen isimlerinden Eliyau Hallio tarafından inşa edilmiştir.

Orijinal olarak “Passage Hallio” olarak adlandırılan çarşı, girişinde bulunan aynalardan dolayı Aynalı Çarşı olarak tanınmıştır. Aynalı Çarşı, Çanakkale’nin ünlü Türküsü’nde de anılmaktadır.

Çarşı, geleneksel Osmanlı mimarisinin etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilir. Taş ve ahşap işçiliğiyle süslenmiş, iç içe geçmiş küçük dükkânlarıyla tipik bir çarşı yapısına sahiptir. Burada yöresel el işi ürünler, gümüş takılar, hediyelik eşyalar, tekstil ürünleri ve daha birçok eşya satın alabilirsiniz.

Aynalı Çarşı, Çanakkale’nin turistik cazibe merkezlerinden biridir ve ziyaretçiler için alışveriş yapabilecekleri, yerel ürünleri keşfedebilecekleri keyifli bir noktadır. Ayrıca çarşının çevresinde bulunan kafeler ve restoranlar, ziyaretçilere dinlenme ve yerel lezzetleri tatma imkanı sunar. Çanakkale’ye yapılan seyahatlerde tarihi ve kültürel bir durağınız olabilir.

Haritada Görüntüle

Saat Kulesi

canakkale.com.tr

Çanakkale Saat Kulesi, Çanakkale il merkezinin kalbinde, feribot iskelesine oldukça yakın konumda yer alan bir tarihî saat kulesidir. 1896 yılında Sancakbeyi Cemil Paşa tarafından, Vitalis Gaptiorele’nin mali destekleriyle inşa edilmiştir.

Binanın kitabesi, çeşme alınlığında yeşil bir zemin üzerine yerleştirilmiş altı satır ve yirmi dört kartuş içermektedir. Kitabenin hemen üstünde II. Abdülhamit’in tuğrası bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Çimenlik Kalesi (Kale-i Sultaniye)

Türkiye Kültür Portalı – Orhan Özgülbaş

Anadolu’nun kıyısındaki Sarıçay ağzının düzlüğünde, Çanakkale Boğazı’nın en dar bölgesinde yükselen bu kale, Fatih Sultan Mehmet tarafından, 1461-1462 yılları arasında Boğaz’ın emniyetini sağlamak için inşa ettirilmiştir.

Şu anda “Piri Reis Galerisi” olarak faaliyet gösteren alan, surların içerisinde yer almaktadır ve tarihsel olarak “baruthane” olarak kullanılmaktaydı. 1915 yılında, İngiliz gemisi Queen Elizabeth’ten atılan ve kuzey sur duvarında 2 metrelik bir delik açan top mermisi, patlamadan kalan kısmıyla hala yerinde durmaktadır.

Şu anda müze olarak kullanılan yapının bahçesinde farklı ölçülerde toplar, top taşıma araçları, tanksavarlar, mayınlar ve denizden çıkarılmış bir Alman denizaltısının kalıntıları sergilenmektedir.

Haritada Görüntüle

Deniz Müzesi

Taner Can

Çimenlik Kalesi’nin çevresinde ve içerisinde bulunan eserlerin sergilenmesi ve korunmasından sorumlu olan birim, Çanakkale’de bulunan kaledeki tarihi eserlerin muhafazası ve sergilenmesi ile ilgilenen bir komutanlıktır.

Çanakkale Deniz Müzesi’ndeki sergilenen objeler, savaş alanlarında yapılan yüzey araştırmalarıyla, köylerin taranması sonucu bağışlanan veya toplanan öğelerden oluşmaktadır. Müze, girişe yakın bir lojman binası, kale içindeki iç kaleden, Nusrat Mayın Gemisi’ne ve bahçeye kadar olan dört farklı bölümden meydana gelmektedir.

Haritada Görüntüle

Çanakkale Kordon

İlhan Kaya

Kordon, şehrin tarihi ve doğal güzelliklerinden biri olarak bilinir ve yerli halkın ve turistlerin sıkça ziyaret ettiği bir noktadır.

Kordon, sahil boyunca uzanan geniş bir yürüyüş ve koşu alanı sunar. Ayrıca pek çok kafe, restoran ve dükkanın bulunduğu bir bölgedir. Ayrıca Çanakkale Kordon, Gelibolu Yarımadası’nın karşısında yer alan ve I. Dünya Savaşı’nda büyük bir öneme sahip olan Çanakkale Boğazı manzarasına da ev sahipliği yapar.

Haritada Görüntüle

Truva Atı

Viorel Rusu

Efsaneye göre, Truvalı Paris’in Sparta kralının eşi Helen’i kaçırmasıyla iki şehir arasında uzun bir savaş başlar. Yıllar süren mücadelede sonunda Truva’nın lehine bir dönemeç, Paris’in Sparta’nın ünlü savaşçısı Akhilleus’u ok ile öldürmesiyle gerçekleşir.

Spartalılar, barış jesti olarak Truva’ya devasa bir tahta at heykeli gönderirler. Şehir kapıları açılır ve at içeri alınır. Ancak bu aslında bir tuzaktır; atın içi Spartalı askerlerle doludur. Geceleyin, herkes uyurken askerler atın içinden çıkar, şehri basarlar ve Truva’yı ele geçirirler.

Çanakkale’nin Kordon bölgesinde sergilenen Truva Atı, Brad Pitt’in Troy filmiyle ilişkilendirilen ve bu efsaneye dayanan heykeldir. Film, Malta ve Meksika gibi farklı yerlerde çekilmiş olsa da atın kendisi çekimlerde kullanıldıktan sonra Çanakkale’ye armağan edilmiştir. 2004’ten bu yana burada sergilenmektedir.

Haritada Görüntüle

Çanakkale Seramik Müzesi

Bali Sarı

Binanın 1904 yılında yapıldığı, ana cephesindeki giriş kapısının üzerindeki Arap rakamlarıyla yazılmış kitabeden anlaşılmaktadır. Bu kitabenin hemen altında, Latin harfleriyle yazılmış olan “Müstahkem Mevkii Er Hamamı” ifadesi bulunmaktadır. Kentin toplumsal belleğinde önemli bir yer edinen hamam, 1919 yılında İngiliz işgali döneminde “İngiliz Hamamı” olarak anılmıştır.

Çanakkale Boğaz Komutanlığı, geleneksel Çanakkale Seramikleri’nin kent yaşamıyla buluşması için adım atarak Eski Er Hamamı’nı Çanakkale Belediyesi’ne devretti. Uzun süredir kullanılmayan bu bina, 109 yıl sonra 2013 yılında Seramik Müzesi olarak restore edilerek kent hayatına yeniden kazandırıldı.

2013 yılında açılan müzenin sergi konsepti, geleneksel Çanakkale seramiklerinin belirlediği temel çizgide şekillendirildi. Sergi programı zaman içinde arkeolojik, çağdaş ve endüstriyel seramiği de kapsayacak şekilde hazırlandı.

Haritada Görüntüle

Çanakkale Kent Müzesi

Ahmet Altıntaş

Yapının yapım tarihi kesin olarak bilinmiyor, ancak ilk iki katı işlevsel özellikleri ve mimari detaylarıyla 1800’lerin Çanakkale’sinin karakteristik sivil mimari örneklerinden birini oluşturuyor. Üçüncü katının ise Cumhuriyet Dönemi’nde, yaklaşık 1930’larda inşa edildiği belirtiliyor.

46 yıl boyunca, 20 odalı “Emek Otel” olarak kullanılan yapının özgün izleri yok olmaya yüz tutmuşken, Çanakkale Belediyesi tarafından 2004 yılında satın alındıktan sonra restore edilerek 6 Mart 2009 tarihinde Müze ve Arşiv binası olarak kente kazandırılmıştır.

Fetvane Sokağı’nın Çarşı Caddesi’ne bakan kısmında, aynı zamanda Yalı Camii’nin karşısında bulunur. 6 Mart 2009’da ziyarete açılan bu yapı, iki katlıdır. Giriş katı özellikle Çanakkale’ye odaklı geçici sergilere ayrılmıştır. Bu geçici sergiler genellikle Çanakkale ile ilgili çeşitli konuları kapsamaktadır ve yaklaşık iki ayda bir sergi teması değişmektedir.

Yapının üst katında kent arşivi ve kütüphanesi yanı sıra restorasyon atölyesi, kent atölyesi, idari birim ve çok amaçlı bir salon da bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Anadolu Hamidiye Tabyası

canakkaletarihialan.gov.tr

Çanakkale Boğazı’nın güvenliğini sağlamak amacıyla 1890’ların başlarında Sultan II. Abdülhamid tarafından inşa ettirilen bu tabya, sahip olduğu özellikli toplar sayesinde Çanakkale Boğazı’nın en güçlü savunma yapılarından biri olarak kabul edilmektedir. 18 Mart 1915’te İtilaf donanmasının ana hedeflerinden biri olan Anadolu Hamidiye Tabyası, Çanakkale Muharebeleri sırasında topçu birliklerinin karargahı olarak kullanılmıştır.

Çanakkale Savaşları Tarih Müzesi, Anadolu Hamidiye Tabyası’nda bulunmakta olup, Çanakkale Merkez Barbaros Mahallesi’nde, 139 ada 19 parselde yer alan 104.609,00 metrekarelik bir alana sahiptir. Bu alan içerisinde Çanakkale Savaşları Tarih Müzesi, Kültür Park ve Minyatür Gelibolu alanı bulunmaktadır.

Bahçe sergisinde, 1. Dünya Savaşı’nda Türk cephelerinde kullanılan Alman yapımı Albatros modeli iki kişilik silahsız keşif ve bombardıman uçakları bulunmaktadır. Anadolu Hamidiye Tabyası, yürüyüş parkurları, piknik alanları, çocuk oyun alanları, tören alanları ve kafeteryaları ile ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Haritada Görüntüle

Akbaş Şehitliği

İbrahim Derinsu

Temel olarak bir “sevk hastanesi” olarak hizmet veren bu bölgeden kuzey cephesinde ağır yaralanan askerlerimiz, Akbaş veya Ağadere Hastanesi’nde gözlem altında tutulurdu. Ağır durumdaki askerler ise, Selimiye Kışlası’na götürülmek üzere İstanbul’a gemilerle sevk edilmişlerdir.

Düşman saldırıları sırasında gemilerde hayatını kaybeden şehitler, Eceabat’ın Yalova köyüne giden yolun sağ tarafında yer alan asıl şehitlik alanına defnedilmiştir. Bu şehitlikte 459 sembolik mezar taşı bulunmakta olup gerçek şehitlik ise Yalova köyüne giden yolun sağ tarafında, anıt mezarlığın karşısında ve yoldan 25 metre yukarıda konumlanmıştır.

1915’ten beri varlığını koruyan alanın çevresi çitlerle çevrilmiştir. Sembolik mezarlık bölümünün arka kısmında, o dönemdeki her iki tarafın askerleri arasında yaşananları barış ve dostluk vurgusuyla anlatan bir heykel ve 1915 Çanakkale Şehitleri’ne adanmış bir anıt bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Conkbayırı

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı

Gelibolu Yarımadası’nın batı sahilinde, Kabatepe ile Suvla Koyu arasında yer alan ve karadan 261 Rakımlı Tepe ile Besim Tepe arasında kalan tepenin adı Conkbayırı’dır. Bu bölgedeki tepeler arasında en yüksek ve stratejik konumda bulunduğundan, savaşın süresince kuzey hattının en kritik tepesi olmuştur.

Anzac birlikleri, 8 Ağustos 1915 tarihinde gerçekleştirdikleri saldırılarla 268 rakımlı tepenin bir kısmını ele geçirmeyi başarmışlardır. Bu tepeden akşam saatlerinde Çanakkale’nin ışıklarını gören birlikler, bu stratejik noktaya Chunuk Bair ya da Çanak Bayırı adını vermişlerdir.

Conkbayırı’nın kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ellerinde kırbaçla betimlenmiş büyük bir heykel anıtı bulunmaktadır. Bu anıt, 1994 yılında inşa edilmiş olup daha sonraki yıllarda iki kez restore edilmiştir. Conkbayırı Anıtları ve Conkbayırı Muharebeleri, Atatürk’ün gözetleme yeri ve saatinden vurulduğu tarihi noktaları içermektedir.

Ayrıca Conkbayırı’ndaki Yeni Zelanda Ulusal Anıtı, bölgedeki en büyük Yeni Zelanda anıtıdır. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen 24-25 Nisan Anzak Günü etkinlikleri kapsamında, sahildeki ortak törenin ardından Yeni Zelandalı vatandaşlar, bu anıta yürüyüş yaparak burada özel bir anma töreni gerçekleştirirler.

Haritada Görüntüle

Tarihe Saygı Parkı

Tuğrul Emre Atalay

Tarihe Saygı Parkı, minyatür bir park alanıdır. Bu parkın özelliği, içerisinde bulunan objelerdir. Park, Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası’ndaki savaş alanları ile yerleşim yerlerini içeren bir zemin üzerine üç boyutlu olarak tasarlanmış bir minyatür haritayı barındırır.

Aynı şekilde, siperlerdeki yaşamı ve siperlerdeki mücadeleyi yansıtmak için de üç boyutlu canlandırmalar yer almaktadır. Bu detaylı ve özenle yapılmış minyatürler, ziyaretçilere Çanakkale Savaşı’nın önemli unsurlarını gerçekçi bir şekilde gözlemleme fırsatı sunmaktadır.

Tarihe Saygı Parkı, OPET tarafından gerçekleştirilen bir proje olarak hayata geçirilmiş ve Çanakkale Zaferi’nin 93. Yılı etkinlikleri çerçevesinde 17 Mart 2008 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanı’nın da katılımıyla resmi bir törenle ziyarete açılmıştır.

Haritada Görüntüle

Bigalı Kalesi

canakkaletarihialan.gov.tr

Bigalı Kalesi, Eceabat ilçesine 5 kilometre uzaklıkta, Rumeli yakasında yer almaktadır. İnşasına 3. Selim döneminde başlanan kale, II. Mahmud zamanında tamamlanmıştır. Boğaz tahkimatının uygulama prensiplerine uygun olarak, Anadolu kıyısında konumlanmış olan Nara Kalesi ile birlikte yapılmıştır, karşılıklılık ilkesine dayanarak inşa edilmiştir. Bu kale, asıl olarak bir kontrol noktası olarak inşa edilmiş olup savaşlara ev sahipliği yapmamıştır.

Bigalı Kalesi’nin içinde yer alan Mahmudiye Camii, dönemin cami mimarisinin güzel bir örneği olmanın yanı sıra ziyaretçilere namazlarını kılma imkanı da sunmaktadır. Kale içindeki cephanelik binası ise ziyaretçilere, Mauser marka tüfeklerle Anzaklarla hedef oyunu oynama imkanı sunan bir atış simülatörü olarak kullanılmaktadır.

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından 2017 ile 2022 yılları arasında restore edilen Kale, 24 Nisan 2022 tarihinde ziyarete açılmıştır. Bigalı Kalesi, ziyaretçilerini geçmiş iki yüzyıla götürerek II. Mahmud dönemine ait yapılar arasında bir yolculuk yapmalarını sağlamaktadır. 1915’teki Çanakkale atmosferini yansıtan kale, bir silah tamirhanesi deneyimi sunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Büyük Kemikli Burnu

canakkaletarihialan.gov.tr

Kireçtepe Sırtı’nın güneybatıya doğru eğilerek denize doğru uzanan kayalık bir burun bölgesidir. Bu burunun kuzeyi Saros Körfezi’nin, güneyi ise Anafarta Limanı’nın başlangıç noktasını oluşturur.

Anafarta Limanı’nın doğusundaki düzlüğü yabancılar genellikle “Suvla Plain” olarak adlandırırken, limanı “Suvla Bay” ve Büyük Kemikli Burnu’nu ise “Suvla Point” olarak tanımlamaktadırlar. Bu bölgede yer aldığı düşünülen antik çağ kentlerinden biri olan ve muhtemelen Miletliler tarafından kurulan Alopekonnesos şehriyle ilgili güçlü bir inanç bulunmaktadır.

Şu anda yerleşim alanlarından uzakta bulunan Büyük Kemikli Burnu Yazıtı, sadece balıkçılara ait geçici barakaların yer aldığı burundan 400 metre geride, küçük bir tepe üzerine konumlandırılmıştır. Bu yazıt, 20 Aralık 1915 tarihinde, Anafartalar bölgesindeki son İngiliz askerinin tutunamayıp geri çekilmesini simgeler.

Haritada Görüntüle

Piri Reis Müzesi

canakkale.com.tr

Gelibolu’nun deniz kenarında yükselen kale kalıntıları, Bizans Dönemi’nden kalan ve 681 ile 717 yılları arasında gerçekleşen Arap saldırıları sırasında şehrin savunması için inşa edilen bir yapıdır. 711 yılında yapılan bu kale, zamanla Osmanlılar döneminde restore edilmiş ve bugün Piri Reisi Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Müzede, Gelibolulu ünlü denizcinin heykeli, resimleri, büstleri ve tarihi haritaları sergilenmektedir. Bu müze ücretsiz olarak ziyaret edilebilir ve içerisinde yağlı boya tablolar, Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi’nde yer alan haritaların örnekleri, denizcilerin kullandığı silahlar, Osmanlı donanmasında yer alan levent askerlerinin maketleri ve Piri Reis’e ait diğer eserlerle beraber 130’tan fazla önemli eser bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Rhapsodos Mozaik Atölyesi

Zikri Mutlu

Rhapsodos Mozaik, Çanakkale şehir merkezinde Troya efsanelerinin anlatıldığı ve özellikle portrelerin üretimine odaklanılan bir mozaik atölyesidir.

Rhapsodos Mozaik, antik çağlarda kentten kente dolaşarak Troya efsanelerini anlatan ozanlardan adını alan bir mozaik atölyesidir. Ziyaretçiler, mozaik portreleri izlerken destanlardan ve trajedilerden seçilmiş metinleri okuyabilir veya efsaneleri, yapılan portreler üzerinden dinleyebilirler.

Ayrıca, eserlerin üretildiği atölyede mozaik yapım süreci hakkında bilgi alabilir ve küçük bahçede mozaik çalışmalarının ilk örneklerini gözlemleyebilirler. Bu atölyeden mozaik portre siparişi de verebilirler.

Haritada Görüntüle

Mehmet Akif Ersoy Evi

Bayramiç Belediyesi

Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin sembolü haline gelen İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un anıları, Bayramiç ilçesinde çocukluğunun geçtiği evde korunuyor ve yaşatılıyor.

1873’te doğan Mehmet Akif Ersoy, Bayramiç’te yüzme ve güreş gibi aktivitelerin yanı sıra hafızlık eğitimine de başladığı yerdi. Akif, 11 yaşına kadar yaşadığı Bayramiç’ten ailesinin, babasının Karşıyaka Camisi’nde göreve atanması sebebiyle İstanbul’a göç etmesiyle ayrıldı.

Aile evi, Bayramiç Belediyesi tarafından satın alınmış ve Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşlarından İÇDAŞ ile yapılan anlaşma çerçevesinde 2016’da yeniden inşa edilmiştir. İki katlı olan bu ev, Mehmet Akif Ersoy’un hatıralarının korunması amacıyla bir müzeye dönüştürülmüştür.

Haritada Görüntüle

Kemerdere Su Kemeri

Özgün Onur

Kemerdere, Çanakkale’nin Civler Köyü’nün bir parçasıdır. Troya bölgesinin zengin tarihi ve kültürel dokusunun bir parçası olarak bilinir ve doğa tutkunlarının sıkça ziyaret ettiği bir noktadır. Bölgedeki su kemeri, Antik Roma dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğuna inanılır.

MÖ 753 – MS 476 yılları arasında yapıldığı düşünülen bu su kemerinin, yıkılan Troya antik kent bölgesine su taşımak amacıyla Erken Roma döneminde inşa edildiği söylenir. Kemerdere, Ovacık ve Kayışlar köylerinin dağlarından gelen akarsularla beslenen bir su kaynağıdır. Sarp ve kayalık arazinin üzerine inşa edilen su kemerinin altından akan su, kayaları şekillendirip oyuklar oluşturarak bir gölet meydana getirmiştir.

Bu göletten akan Kemer Deresi, Kemerdere Barajı’nı oluşturarak, Akçeşme ve Akçapınar köylerini böler ve ardından Küçükmenderes Çayı’na katılır. Küçükmenderes Çayı da sonrasında Çanakkale Boğazı’na ulaşır.

Haritada Görüntüle

Atikhisar Barajı

Arzu Acar

Çanakkale’deki Atikhisar Barajı, Sulama ve taşkın kontrolü amacıyla Sarıçay üzerine 1971-1975 yılları arasında yapılmıştır.

Geniş çam ormanlarıyla çevrili olan baraj gölü, etrafındaki yürüyüş yollarıyla doğa severlerin dünyanın dört bir yanından ziyaret ettiği bir alan haline gelmiştir. Atikhisar Barajı, bölgede en popüler yerlerden biri olmanın yanı sıra olta balıkçılığı, trekking, dağ bisikleti turları, yoga ve meditasyon kampları için de sıkça tercih edilen bir mekandır.

Haritada Görüntüle

Özgürlük Parkı

Mehmet Tugay Özcan

Özgürlük Parkı, Çanakkale’nin merkezinde konumlanan bir alan olan Esenler Mahallesi’ndeki 18 Mart Tepesi olarak adlandırılan bölgede yer almaktadır. 57 dönümlük geniş bir arazi üzerine yayılan bu park, sadece gezi, oyun ve dinlenme alanları sunmakla kalmayıp aynı zamanda Troia Antik Kenti’nin minyatürüne de ev sahipliği yapmaktadır.

Halk arasında “Aşıklar Tepesi” veya “İt durmaz Tepesi” olarak da bilinen Özgürlük Parkı, ayrıca Çanakkale’nin muazzam şehir ve boğaz manzarasını gözlemleyebileceğiniz özel bir manzara ve seyir noktası olarak da öne çıkar.

Park, yeşil alanları ve ağaçlarıyla şehrin gürültüsünden kaçmak istteyen Çanakkale sakinleri için favori kaçış noktalarından biridir. Ayrıca yaz aylarında konserler ve açık hava sinemalarına ev sahipliği yapmaktadır. Park içinde büfe, çay bahçesi, ve çocuk oyun alanları gibi olanaklar bulunmaktadır. Yaz aylarında Çocuklu ailelerin de rahatlıkla vakit geçirebileceği bir yer olan Özgürlük Parkı, Çanakkale’de görülecek yerler arasına gönül rahatlığıyla eklenmelidir.

Haritada Görüntüle

Nilüfer Gölü

Varol Cangüzel

Biga ilçesine bağlı Kalafat köyünde konumlanan Nilüfer Gölü’nde açan beyaz renkli nilüfer çiçekleri, özellikle Mayıs ve Ekim ayları arasında ziyaretçilere ve fotoğraf tutkunlarına görsel bir şölen sunmaktadır. Avrupa’da koruma altında olan ve aynı zamanda “lotus” olarak da bilinen nilüfer çiçeği, eski Mısır kültüründe gizemli ve mitolojik bir sembol olarak da yer aldığı bilinmektedir.

Dünya genelinde 9 farklı cins ve 90’dan fazla çeşide sahip olan Nilüfer çiçeğinin, Türkiye’de en yaygın olan renkleri beyaz ve sarıdır. Uygun ve sulak alanlarda yetişebilse de, Güney Marmara bölgesinde sadece Biga’da bulunan Nilüfer Gölü, bu çiçeğin özel bir yetişme alanıdır.

El değmemiş doğal güzellikleri titizlikle muhafaza edilen Nilüfer Gölü, çiçekleri toplamak isteyenlere dahi ciddi cezaların uygulandığı bir alan olarak göze çarpıyor. Ülkemizin gizli doğa harikalarından biri olan bu göl, keşfedilmeye son derece değer bir yer olarak öne çıkıyor.

Haritada Görüntüle

Süleyman Paşa Camii ve Türbesi

Ali Mekin Gigin

Orhan Gazi’nin oğlu ve Rumeli fâtihi Gazi Süleyman Paşa’nın 1358 yılında, Fâtih Sultan Mehmed devrinde düzenlenmiş vakfiyesi ve aynı döneme ait vakıf tahrir defterlerinden, Gelibolu’nun Bolayır kasabasında bir külliye inşa ettirdiği anlaşılmaktadır. Bu külliye, cami, zâviye, imaret, kervansaray ve türbe gibi yapıları içermektedir.

Sırmalı kavuğuyla dikkat çeken sandukanın özgün örneği, önce İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne ardından Topkapı Sarayı Müzesi’ne nakledilmiştir.

Haritada Görüntüle

Kalpli Göl (Pembe Göl)

Ali Üçer

Alexandria Troas Antik Kenti’nin iç limanında bulunan “Pembe Göl” veya “Kalpli Göl” olarak da anılan alan, 2 ila 3 metre derinliğinde olup, yüksek tuz oranı nedeniyle gözle görülebilir bir canlı yaşamına ev sahipliği yapmamaktadır.

Genellikle eylülün ikinci yarısı ile ekimin başlangıcı ve mart aylarında, gölün manzarasının kiremit kırmızısına dönüştüğü gözlemlenirken, yılın diğer zamanlarında ise daha açık bir renge sahip olduğu gözlenmektedir. Mas mavi deniz kıyısında konumlanan bu göl, fotoğraf safarileri, doğa gezileri, düğünler ve romantik seyahatler için vazgeçilmez bir mekandır.

Haritada Görüntüle

Kilye koyu

Güngör Keskin

Kilye Koyu adını antik dönemde oluşturulan Koila yerleşiminden almaktadır. Yerleşimin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmese de, bazı kaynaklar bu yerleşimin Atinalı Kelius tarafından kurulduğunu öne sürmektedir. Ayrıca, bölgede bulunan döneme ait kalıntılar, Kilye Koyu’nun Romalılar tarafından kurulmuş olabileceğine işaret etmektedir.

Tarih boyunca Coele ya da Koila adıyla bilinen Kilye Koyu, zamanla güneyde yer alan Eceabat’ın önem kazanmasıyla birlikte giderek gölgede kalmıştır. Kilye Koyu’nun eski zamanlarda tercih edilmesinin sebeplerinden biri, kuzey rüzgarlarına karşı korunaklı bir konuma sahip olmasıdır. Ayrıca, doğal bir liman olma özelliği de Kilye Koyu’nun önemli bir mekan haline gelmesine katkı sağlamıştır.

Haritada Görüntüle

Ayazma Pınarı Tabiat Parkı

Osman Aydın

Evciler Köyü’ne beş kilometre mesafede bulunan Ayazma, Bayramiç ilçesine aittir. Kaz Dağları’nın eteklerinde konumlanan Ayazma, yüksek oksijen seviyelerine sahip havasıyla, zengin ağaç türleri, berrak suları, huzurlu yeşil alanları ve piknik noktalarıyla dikkat çekmektedir.

Doğa yolculukları için son derece uygun olan Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, keyifli zamanlar geçirebileceğiniz bir mekan olarak öne çıkmaktadır.

Haritada Görüntüle

Yeşilyurt Köyü

Aygün “Gezenpilli”

Kazdağları’nın eteklerinde, yoğun bitki örtüsüyle çevrili Ayvacık ilçesine bağlı Yeşilyurt Köyü, hem deniz hem de dağ turizminin bir arada yaşandığı, sadece 3 kilometre uzaklıkta deniz kıyısına sahip bir oksijen cennetidir. Köydeki evler, taş mimarinin en göz alıcı örneklerindendir.

Badem ağaçlarıyla süslü yamaçları, şifalı bitkileri ve büyüleyici kokular saçan çiçekler ve otlarıyla donanmış olan Yeşilyurt Köyü, özellikle astım ve kalp rahatsızlığı olanlar için gerçek bir şifa kaynağı olarak kabul edilmektedir. Bir zamanlar Rumların da yaşadığı bu köyde, meydanında bulunan tarihi cami, minaresiyle dikkat çekmektedir. Yunan ustaların çalıştığı bu cami, yapısıyla kilise izlenimi vererek ilginç bir mimari örnek sunmaktadır.

Bu doğal ve yeşilliklerle çevrili vadide, iç huzur bulabileceğiniz mekanlarda sunulan tüm yiyecekler, Yeşilyurt ve çevre köylerden elde edilen doğal ürünlerle özenle hazırlanmaktadır. Köy ekmeği, süt, peynir, yumurta, bal, zeytin, reçel ve çeşitli yöresel otlar ile hazırlanan Ege ve Kazdağları’nın esintisiyle gelen lezzetler, konuklar tarafından büyük bir keyifle tüketilmektedir.

Haritada Görüntüle

Adatepe Köyü

M.R. Polat

Ayvacık ilçesinin Küçükkuyu beldesinin kuzeyinde, yüksekçe bir tepenin içine yerleşmiş olan köy, geçmişte Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı bir yerdi. Köy, 1912 yılından bu yana aynı adı korumaktadır. 1924 nüfus mübadelesi sırasında Türkiye’nin bu değişimden etkilenen köylerinden biridir.

Denize bakan tarafında, Zeus Altarı olarak anılan sunak yeri bulunmaktadır. Adatepe köyü, 1989 yılında sit alanı ilan edilmiş olup günümüzde hala Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altındadır.

Haritada Görüntüle

Zeus Altarı

Bilge Akbulak

Homeros’un İlyada Destanı’nda, Tanrıların İda Dağı’nda yaşadığı ve Truva Savaşı’nı buradan izleyip yönettikleri anlatılır. Zeus’un da bu dağda yaşadığı ve savaşı izlediği belirtilir. Bölgedeki araştırmacılar, denize ve Edremit Körfezi’ne hakim bir tepeye inşa edilen bu mekanın baş tanrı Zeus’a ait olabileceğini düşünmektedirler.

Dede Tepe’nin zirvesinde konumlanan Zeus Altarı adı verilen alan, kaya kütlesinin işlenmesiyle şekillendirilmiştir. Bu kaya kütlesine, oyulmuş basamaklardan oluşan bir merdivenle ulaşılır. Sunak nişleri, oturma platformları ve oyularak yapılan sarnıç odası bulunmaktadır.

Sunağın altındaki oda büyüklüğündeki sarnıç, içinde su bulunduran bir yapıdır ve Zeus Mağarası olarak anılır. Antik sunağın hemen yanında, Çanakkale Savaşı’na katılan Erdem Dede’nin yatırı yer almaktadır.

Haritada Görüntüle

Priapos Antik Kenti

Ali Mekin Gigin

M.Ö. 670 yılında Biga’nın Karabiga kasabasında bir koloni kenti olarak kurulan Priapos Antik Kenti, adını bereket ve doğurganlık tanrısı Priapos’tan almıştır. Kent, antik kayıtlarda bağcılığın önemli olduğu bir yer olarak geçmektedir.

Yaklaşık 2.700 yıllık geçmişiyle, M.Ö. 334’te Büyük İskender’in Perslere karşı kazandığı ilk zafer olan Granikos Savaşı’na ev sahipliği yapmıştır. Priapos şehri, çevresindeki birçok antik kent gibi tam anlamıyla bolluk ve refah içinde olmamıştır; kendi parasını ancak ikinci yüzyılda basabilmiştir.

Haritada Görüntüle

Neadria Antik Kenti

Ali Mekin Gigin

Ezine ilçesine 20 kilometre mesafede bulunan Yavaşlar Köyü’nde yer alan Neandria Antik Kenti, Çığrı Dağı’nın zirvesine kurulmuştur. “Genç adamın yurdu” anlamına gelen Neandria terimi Helenistik dönemde kullanılmıştır. Kentin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, M.Ö. 7. yüzyıla uzanan mezar kalıntıları, kentin geçmişi hakkında fikir vermektedir.

İlk arkeolojik kazılar 1867’de yapılmış ve kenti, volkanik liparit taşlarından yapılmış 3 kilometrelik surlar çevrelemiştir. Neandria’nın hikayesi, diğer birçok antik kentte olduğu gibi trajik bir döneme sahiptir. M.Ö. 310’da, Neandria halkı Alexandria Troas şehrine taşınmaya zorlandığı için bu kentteki yaşam sona ermiştir.

Haritada Görüntüle

Kebrene Antik Kenti

Çaldağ Tepesi’nin üzerinde yer alan Kebrene Antik Kenti, Bayramiç ilçesinde bulunur ve köklü tarihine M.Ö. 7. yüzyıla dayanır. Son dönemlerde tanınırlığı artan bu antik kentin kazıları, özellikle M.Ö. 6. ve 4. yüzyıllar arasında en zengin olduğunu gösteriyor. Ancak, hangi hanedanlık döneminde inşa edildiği kesin olarak bilinmiyor.

Kebrene’nin ana gelir kaynaklarının gümüş ve hayvancılık olduğu tahmin ediliyor. Çevredeki kentler arasında sikke basma konusunda öncü olan Kebrene Antik Kenti, dönemin sikkelerinde Apollo önünde ve koç başı simgesi arkasında tasvir edilmişti. Yıllar içinde göçler ve savaşlar bu antik kente tanıklık etti.

Ancak M.Ö. 310’da Alexandria Troas Kenti’nin kurulması ve Kebrene sakinlerinin oraya göç etmesiyle kent terk edildi. Bugün Bayramiç’e 15 kilometre uzaklıkta konumlanan bu antik kenti ziyaret etmek isterseniz kendi aracınızı kullanabilir veya bölgede araç kiralayarak dağlık coğrafyanın sunduğu özgürlükle keşfe çıkabilirsiniz.

Külcüler Kaplıcası

Çanakkale’de kültür turizmi ve tatil deneyimi arıyorsan, Külcüler Kaplıcası Bayramiç sınırlarında bulunan mükemmel bir destinasyon. Kökeni Bizans dönemine dayanan bu kaplıca, tam 2000 yıldır aktif olarak kullanılıyor. Şu anda Koç Termal Tesisleri’nin parçası olan kaplıcanın termal suları, içme suyu olarak tüketilebiliyor ve romatizma, cilt sorunları ve deri hastalıklarına iyi geldiğine inanılıyor.

İlginizi Çekebilir:  Bozcaada Ayazma Plajı Hakkında Bilgiler Nerede? Nasıl Gidilir?

Külcüler Kaplıcası’nın sıcaklığı 29 ila 35 derece arasında değişiyor ve suyun bileşiminde sodyum sülfat ile kükürt bulunuyor. Doğanın içinde gizlenmiş olan bu kaplıca, muhteşem bir manzaraya sahip. Eğer bu özel mekâna ziyaret etmek isterseniz, uzun süreli bir konaklama planı yapabilirsiniz.

Kaplıca tesisleri, Külcüler Köyü’ne sadece 2 kilometre uzaklıkta, Eski Menderes Nehri’nin yakınında yer alıyor. Bayramiç merkezinden yaklaşık 30 dakikalık bir mesafede bulunan bu kaplıcaya, Çanakkale Merkez’den kendi aracınızla ulaşım ise yaklaşık 1 saat 30 dakika sürebilir.

Çamlıca Şelalesi

Arif Altu

Ezine’nin 40 dakika uzaklığındaki Çamlıca Şelalesi, doğanın benzersiz bir armağanı olarak karşınıza çıkıyor. Bu şelalenin buz gibi suları arasında doğanın yeşili ve mavinin tadını çıkarabilir, taşınabilir sandalye ve masanızı alıp piknik yapabilirsiniz.

Tesis ya da işletme olmaması sebebiyle gerekli piknik malzemelerini yanınızda götürmeniz önerilir. Ayrıca, yolların asfalt olmaması nedeniyle arazi aracı olmadan seyahat ediyorsanız dikkatli olmalısınız ya da araç kiralamayı düşünüyorsanız arazide kullanıma uygun bir araç tercih etmelisiniz.

Haritada Görüntüle

Yedi Taşlar

Ezine ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Koçali Köyü’nde bulunan Yedi Taşlar, cazibesini Roma İmparatorluğu döneminde bu bölgede üretilen sütunlar ve taşların imparatorluk genelindeki yapı projelerinde kullanılmasından alıyor.

Ünlü taş ocağı, bu bölgedeki granit kayalar arasına ustaca gizlenmiş durumda. O dönemde işlenen taşlar ve sütunlar Dalyan Limanı’ndan Roma İmparatorluğu’nun dört bir yanına gönderiliyordu, ancak sevkiyat sırasında birtakım aksaklıklar yaşanmış ve yedi adet bu taş bugün hala Koçali Köyü sınırlarında duruyor.

12 metre uzunluğundaki ve yaklaşık 160 santimetre genişliğindeki bu sütunların ağırlığı yaklaşık 60 ton civarında. Bu sütunlar, bugün dahi yerlerinden oynatmak için üstün bir donanım gerektiren yapılarıyla görenleri etkiliyor. Bölgeye ulaşım oldukça rahat; özel aracınızla Ezine-Gülpınar rotasını takip ederek ulaşabileceğiniz gibi Ezine’den kalkan Koçali Köyü minibüslerini de tercih edebilirsiniz.

Peynir Kayalıkları

gokceada.gov.tr

Gökçeada, doğal güzellikleriyle büyüleyici bir ada. Bu muhteşem doğal oluşumlarından biri de Peynir Kayalıkları. Kaşkaval Burnu, Kuzulimanının hemen solunda yer alır ve ilginç, heykelsi kaya oluşumlarıyla dikkat çeker. Üst üste sıralanmış peynir kalıplarını andırdığı için halk arasında bu isimle anılır.

Bu bölgeyi sadece denizden tekneyle görebilirsiniz. Kuzulimanı veya Kaleköy’deki balıkçı tekneleriyle anlaşarak bu fırsatı yakalamanız mümkün. Kaşkaval Burnu, botla Kaleköy Limanı’ndan yaklaşık 15 dakika, Kuzu Limanı’ndan ise 5 dakika uzaklıktadır.

Felsefenin ve mitolojinin kök saldığı Çanakkale’de, Peynir Kayalıkları’nın ardında bir mitolojik hikaye yatıyor. Efsaneye göre, zengin ve inatçı bir yaşlı kadın, sahip olduğu çok sayıda keçi ve koyun sürüsüyle bu kayalıkların oluşumunda etkili olmuş.

Cennete gidebilmek için tanrıları memnun etmek isteyen kadın, sayısız peynir kalıbını yuvarlayıp üst üste dizmiş, ancak bunu kimseye açıklamamış. Tanrılar, kadının cimriliği nedeniyle onu cezalandırmış ve peynirlerle birlikte taşa çevirmiş.

Haritada Görüntüle

Balıkkaya Tepesi ve Mesire Alanı

Abdullah Yücel Gökçin

Çanakkale’nin efsanelerle süslü topraklarında dolaşan bir söylenti, doğanın eşsiz yapılarıyla bütünleşiyor. Balıkkaya Tepesi’ndeki dev kaya oluşumu, görenleri etkileyici bir şekilde büyülüyor. Bu devasa kaya kütlesinin içinde bir mağara mevcut.

İçine girdiğinizde ise kucağında bir bebek tutan bir kadını andıran bir kaya figürü karşılıyor sizi. Rivayete göre, kadının göğsünden bir zamanlar süt akarken şimdi ise su sızıyor. Ayrıca tepeden gün batımında seyre dalarsanız, muhteşem bir Biga manzarası sizi karşılıyor.

Haritada Görüntüle

Ayvacık Babakale

H. İbrahim Üzmezoğlu

Babakale’nin özelliği, Asya kıtasının en batı noktasında bulunmasıdır. Bu köy, 1912’den beri aynı ismi koruyor. İlk yazılı kaynak, Piri Reis’in 1521 tarihli Kitab-ı Bahriye eserinde köyün konumunu belirtmesiyle ortaya çıkıyor.

Köydeki Babakale Kalesi veya diğer adıyla Hırzü’l-Bahr Kalesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde inşa edilen önemli bir kaledir. Kaymak Mustafa Paşa tarafından 1722-1729 yılları arasında Avrupalı korsanların saldırılarına karşı köyü korumak için yapılmıştır.

Kale içinde yer alan hamam, çeşme ve cami gibi yapıların da aynı zaman diliminde kaleyle birlikte inşa edildiği düşünülüyor. Bu kale inşasıyla ilişkilendirilen bir bıçakçılık geleneği, köyde günümüzde bile sürdürülmektedir. Kesinlikle Babakale’nin enfes balıklarını tatmanın keyfini çıkarın ve yaklaşık 300 yıl öncesinden günümüze ulaşan birkaç bıçak atölyesindeki keskin bıçakları gözlemleme şansını yakalayın.

Haritada Görüntüle

Assos Antik Kenti

M. Raşid Çetin

Assos, antik dönemde önemli bir Yunan kolonisiydi ve bugünkü Türkiye’nin Çanakkale iline bağlı Ayvacık ilçesinde yer alır. Burası, tarih boyunca felsefe, sanat ve bilimde önemli bir merkezdi.

Antik dönemde Troas olarak bilinen bölgenin güney ucunda, volkanik bir tepe üzerinde ve yamaçlarında yer alır. Bu konum, Midilli adasının karşısında kurulmuş bir antik yerleşimdir. Eskiden faal olduğu dönemlerde Assos, çevresindeki tek büyük limana sahipti ve bu liman sayesinde ticaret yoluyla zenginleşti.

Assos’ta kullanılan andezit taşından yapılan mezarlar, içlerine konulan cesetlerin hızla çürümesiyle bilinir hale gelmişti; bu özellikleriyle dünyaca ünlüydü ve antik dönemde Lübnan, Suriye, Yunanistan ve Roma gibi ülkelere ihraç edilmişlerdir.

Akropolis’un en önemli yapısı, Athena Tapınağıdır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde, Athena Tapınağı’na ait frizlerin bir kısmı sergilenmektedir.

Assos Nekropolü, Helenistik ve Roma dönemlerine ait bir alan olarak varlığını sürdürmektedir. Bu mezarlık, Helenistik dönemden Arkaik döneme kadar olan bir zaman dilimini kapsayan kesintisiz bir tarihsel geçmişe sahiptir. Akropolis’in güney eteklerindeki teraslar üzerine ise Agora inşa edilmiştir. Agora, doğusunda meclis binası ile kuzey ve güneyde stoalar içermektedir.

Helenistik çağda inşa edilen gymnasium, Agora ile Batı kapısı arasındaki alanda yer alır. Batı kapısından başlayan taş yol, hamamlara ve tiyatroya kadar uzanır. Doğal bir kaya oyuntusuna yapılan 5 bin kişilik tiyatro ise M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiştir.

Antik çağın önde gelen filozoflarından Aristo’nun bu şehirde üç yıl yaşayıp bir felsefe okulu kurması, felsefe tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. Assos, aynı zamanda Pavlus’un ziyaret ettiği bir yerdir ve bu sebeple Hıristiyanlarca kutsal bir mekan olarak kabul edilir.

MÖ 900’lerde kurulan şehrin en etkileyici yapısı, en yüksek noktasına inşa edilen Dorik tarzda yapılmış olan Athena Tapınağı’dır. Kentin ayrıca büyük bir amfitiyatrosu da bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Assos Antik Liman

Ahmet Mutlu

Assos Limanı, bölgenin en etkileyici noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Dar taş sokaklardan oluşan bu alan, oldukça sınırlı bir alana yayılmış durumda. Sit alanı olması sebebiyle sadece yüzyıllık taş yapıların restore edilmesine izin verilmiş.

Bu durum, yapıların uyumunu bozacak yeni yapılara izin verilmemesi anlamına geliyor. Limanda genellikle turistik tesisler bulunuyor. Asırlar öncesinin limanı hala antik atmosferini yansıtıyor. Mendirek üzerinde yer alan kırmızı ve yeşil fenerler, antik şehrin sütunlarının hatırasını taşıyor.

Antik limanın izleri hala belirgin bir şekilde gözlemlenebiliyor. Kültür Bakanlığı tarafından 2000 yılında genişletilen mendirek, birçok balıkçı teknesine sığınak sağlamıştır. Akşamları mendirekte oturmak ve balık tutmak, zamanla bir gelenek haline gelmiştir.

Haritada Görüntüle

Behramkale Köyü

Altuğ Tekin

Behramkale Köyü, Osmanlı İmparatorluğu döneminde oluşturulmuş eski bir yerleşim. Antik şehir, güneye, yani denize bakan bir konumda iken, köyün yerleşimi tam ters yönde kurulmuş. Köy, antik kent surları içinde bulunmasıyla öne çıkıyor. Sadece 150 evden oluşan küçük bir yerleşim birimi.

Yaklaşık 35 yıldır koruma altında olan bir sit alanı olduğundan, yeni bina inşası yasaklanmış durumda. Köy içinde, Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan bir cami ve tarihi bir köprü de yer alıyor.

Hüdavendigar Camii: Hüdavendigar Camii, Osmanlı İmparatorluğunun üçüncü padişahı I. Murat tarafından 14. yüzyılda inşa ettirilmiş bir yapıdır. Osmanlı’nın karakteristik eserlerinden biri olan bu cami, tek kubbeli ve kare planlı olarak tasarlanmıştır. Antik kent sınırları içerisinde, yüksek bir noktada konumlanmıştır. Cami içinde bulunan kadırga resimleri, Osmanlı cami mimarisinde nadir rastlanan özelliklerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Hüdavendigar Köprüsü: Yine 14. yüzyılda Osmanlı Sultanı 1. Murat Hüdavendigar tarafından yapılmış bir eserdir. Tuzla Çayı üzerine inşa edilmiştir ve köprünün kemerleri hala aslını korumaktadır. Zemin bölümü zaman içinde birkaç kez yenilenmiştir. Günümüzde arabalar tarafından kullanılmayan bu köprünün yanına modern bir versiyonu eklenmiş olsa da, 600 yıldır dimdik ayakta duran bu köprü üzerinde yürümenin keyfini kaçırmamak gerek.

Haritada Görüntüle

Apollon Smintheion

Halil Başarslan

Ayvacık ilinin Gülpınar kasabasında konumlanan Apollon Smintheus Kutsal Alanı (Smintheion), Hellenistik ve Roma dönemlerine ait yapı kalıntılarının yanı sıra Kalkolitik döneme ait izler taşıyor. Bu özel alan, hem yöresel hem de batı Anadolu kültür tarihine ilişkin yeni arkeolojik bulgular sunarak önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Apollon Smintheion kutsal alanı, Troya’daki Athena tapınağından sonra Troas bölgesinin en önemli ikinci kutsal yeridir. Bu alanın özel önemi, Anadolu’daki Apollon kültleri arasında fare simgesiyle öne çıkan tek örnek olmasından gelmektedir.

Etimolojik olarak Apollon Smintheus terimi, “Farelerin Efendisi” anlamına gelir. Apollon Smintheus, Troas bölgesinde çiftçileri farelerden koruyan bir tanrı olarak ortaya çıkar. Fare kültünün kökeninin Girit’e kadar uzandığı bilinmektedir. Antik kaynaklardan edindiğimize göre, bu kültü M.Ö. 2000 yıllarında Girit’ten Anadolu’ya göç edenler getirmiştir.

Apollon Smintheion kutsal alanının başlıca yapısı, M.Ö. 150 yıllarına tarihlenen İon stilinde inşa edilmiş Apollon Smintheus Tapınağı’dır. Bu tapınağın öne çıkan özelliği, kabartmalarının konusunu Homeros’un İlyada destanında anlatılan Troya Savaşı’ndan almasıdır.

Haritada Görüntüle

Adatepe Zeytinyağı Müzesi

Orhan Dinçer

Türkiye’nin ilk özgün Zeytinyağı Fabrika-Müzesi, 2001 yılından bu yana hem yerli hem de yabancı onbinlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

Ülkemizde zeytin ve zeytinyağı kültürünün derin köklere sahip olmasıyla birlikte, bu alanda yazılı ve görsel kaynakların kısıtlı olması, bu müze fikrini ortaya çıkardı. Küçükkuyu’daki tarihi sabunhane binası restore edilerek müzeye dönüştürüldü.

Müzede, antik zeytinyağı preslerinden zeytin toplama araçlarına, taşıma kaplarından çeşitli folklorik objelere kadar geniş bir yelpazede sergilenen eserler bulunuyor. Ayrıca, geleneksel yöntemlerle zeytinyağı sabunu yapımının adım adım anlatıldığı açıklamalar da mevcut.

Zeytinyağının üretim süreçleri, saklanması, aktarılması, süzülmesi ve benzeri adımlarla birlikte, zeytinin ağaçtan sofraya uzanan hikayesini görmek ve dinlemek, yerli ve yabancı ziyaretçiler için hem eğitici hem de keyifli bir deneyim sunuyor.

Haritada Görüntüle

Gökçeada

Arzu Acar

Adanın en eski yerli halkının Pelasglar olduğu bilinmektedir. Miltiades, M.Ö. 500 yıllarında adayı Atina’ya bağlamıştır ve adanın yönetimi Roma egemenliğine kadar Atina’nın kontrolünde kalmıştır.

1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil edilen Gökçeada, 1922 ile 1923 yılları arasında Yunan işgali altında olan Gökçeada, Lozan Antlaşması’nın hükümleri doğrultusunda 22 Eylül 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmıştır.

Ekolojik ürünleriyle fuarlarda dikkat çeken Gökçeada, sadece doğal güzelliklerini korumakla kalmayıp aynı zamanda tarihi değerlerini nesiller arası aktarmayı başaran ender adalardan biridir. Geleneksel dokusunu muhafaza eden köyleri arasında Dere Köy, Zeytinli ve Eski Bademli köyleri öne çıkar; bu köyler, çeşmeleri, çamaşırhaneleri, kiliseleri ve diğer karakteristik yapı gruplarıyla dikkat çeker.

Yenimahalle’de Merkez Camisi ve Fatih Camisi gibi önemli ibadet yerleri bulunmaktadır. Eski Bademli köyü, koruma altındaki yerleşimler arasındadır ve burada tarihi çamaşırhane, yüzyıllık çınar ağacı ve ilkokul binaları gibi görülmeye değer yapılar bulunmaktadır.

Ayrıca, Yeni Bademli Köyü’nde devam eden arkeolojik kazılarla ortaya çıkan Yeni Bademli Höyük ve Kokina yöresindeki iki gömülü Roma Kaya Mezarı da ziyaret edilmeye değer tarihi kalıntılardır. Ayrıca Gökçeada Sualtı Parkı, Türkiye’nin ilk ve tek sualtı parkı olma özelliğini taşımaktadır. Zeytinli Köyü de koruma statüsü altında olan bir yerleşimdir.

Köyde, Ada’nın ünlü şaraplarıyla birlikte ısırgan otu, rezene gibi yerel otlarla hazırlanan “cullama” adı verilen özel bir yemek yapılıyor. Sakızlı muhallebi ve dibek kahvesi ise giderek daha fazla tanınır hale gelmiştir. Ada’nın en yüksek yerleşim yeri olan Rum köyü Tepeköy, koruma altında olan yerleşim alanlarından biridir. Dereköy ise adanın koruma altındaki en eski köylerinden biridir.

Tuz Gölü’nde şifalı çamur banyolarının yapıldığı yer, Eşelek köyünde bulunmaktadır. Aynı zamanda, Uğurlu Köyü, Gizli Liman, İnceburun ve Şirinköy gibi yerler de görülmeye değerdir. Doğanın eşsiz bir atmosferiyle öne çıkan Gökçeada, 2011 yılında Cittaslow unvanını alarak dünyanın tek sakin adası olma özelliğini kazanmıştır.

Haritada Görüntüle

Gökçeada Su Altı Milli Parkı

Gökçeada Kaymakamlığı

Gökçeada Sualtı Parkı, Türkiye’nin ilk ve tek sualtı parkı olma özelliğine sahiptir. 1999 yılında Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından park ilan edilen alan, adanın kuzeydoğusunda, Kaleköy ile Kuzu Limanı arasında konumlanmaktadır.

Sahilden 1 deniz mili uzaklıkta ve denizden 200 metre açıklıkta geniş bir alana yayılmıştır. Yelkenkaya ile Çiftlik Koyu arasında yer alan bu bölge, su altı mağara girişleriyle birlikte Akdeniz Foku dahil birçok deniz canlısı için yaşam alanı sağlayan bir özelliğe sahiptir.

Doğanın dokusunu koruyan ve zarar görmemiş yapısıyla Gökçeada, adeta bir deniz müzesi gibidir. Ada, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz canlılarının geçiş güzergahında yer aldığından dolayı zengin balık yataklarına ev sahipliği yapmaktadır.

Bu bölgede birçok deniz canlısı, üreme ve yumurtlama dönemlerini burada geçirmektedir. Gökçeada çevresinde koruma altına alınmış birçok su türüne de rastlamak mümkündür.

Haritada Görüntüle

Bozcaada

Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Türkiye’de köyü bulunmayan tek ilçedir. Tarih boyunca birçok medeniyetin izlerini taşıyan ada, antik çağlardan beri önemli bir yerleşim yeriydi. Yunanlar, Troya Savaşı sırasında adanın limanı olan Aulis’i bir üs olarak kullanmışlardır.

Tenedos adı, Herodot’un eserlerinde sıkça geçer ve Yunanca ve Latince kökenlidir. Antik çağda, Midilli adasında yaşayan Aiolya halkının bir kısmının buraya yerleştiği düşünülmektedir. İyonya Ayaklanması’nın ardından ada, önce Perslerin ardından Romalıların hakimiyetine girdi. Roma İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından ise Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı.

Bizans İmparatoru, askeri destek karşılığında adayı Venedik’e devretti. Bu durum, Ceneviz’in tepkisine yol açtı ve Venedik ile aralarında bir çatışma başladı. İki devlet, 1381’de Torino’da bir antlaşma imzalayarak adanın boşaltılmasını ve tarafsız bir bölge olmasını kararlaştırdılar. Venedikliler bu antlaşmayı yerine getirerek adayı tamamen terk etti ve Girit’teki Kandiye şehrine yerleştiler.

Uzun bir süre boş kalan ada, Fatih Sultan Mehmet döneminde 1455 yılında Gökçeada ile birlikte fethedildi ve Ege Denizi’nde Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilen ilk ada haline geldi. Fatih Sultan Mehmet, adanın kalelerini yeniden inşa ettirdi.

Yüzyıllar içinde stratejik öneminden dolayı elde edilmek istenen, bir çok savaş ve anlaşmaya maruz kalan Bozcaada 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile adanın Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilmesi kararlaştırıldı ve Türkler, adayı aynı yılın 20 Eylül günü teslim aldı.

Adanın en göz alıcı tarihi eserlerine ve birbirinden şirin mekanlara ev sahipliği yapan Rum mahallesi, Bozcaada Müzesi, adadaki tek aktif Rum Ortodoks kilisesi olan Meryem Ana Kilisesi, Türk mahallesi, feribot yolcularını karşılayan ünlü Bozcaada Kalesi, Salhane, yel değirmenleri, eşsiz gün batımını izlemek için harika bir mekan olan Polente Feneri ve sürekli hareketli olan Madamın Kahvesi; Bozcaada’nın mutlaka keşfedilmesi gereken önemli yerlerindendir.

Bozcaada’nın en ünlü özelliklerinden biri şarapçılığı. Ada, üzüm bağlarıyla ünlü ve ülkedeki en iyi şarap üretim merkezlerinden biri olarak biliniyor. Bozcaada, çeşitli festivaller ve etkinliklere ev sahipliği yapar. Bozcaada’nın zengin etkinlik takvimi şu etkinlikleri içerir:

Bozcaada Yerel Tatlar Festivali, Salhane Şarap Tadım Şölenleri, Adidas Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K Koşusu, Hayal Kahvesi Manastır Konserleri, Ayazma Panayırı, Bağ Bozumu Festivali, Bozcaada Caz Festivali, Bağbozumu Turları, Run the Island, Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), ve Ozanın Günü ve Homeros Okumaları.

Haritada Görüntüle

Geyikli

Salih Aslıvar

Geyikli Beldesi, Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı bir yerleşim bölgesidir. Geyikli’nin tarihçesi, efsanelere dayanır. Rivayete göre, Geyikli Baba’nın bölgedeki Bizanslıların yenilmesi üzerine Geyikli’de bir dergah kurduğuna inanılır. Bu efsane, Geyikli’nin tarihi Türk yerleşimine atfedilir.

Alexandria Troas, Hıristiyanlığı benimseyen ilk şehirlerden biridir. Bu sebeple, Geyikli’nin sınırları içinde yer alan bu antik kent, İnanç Turizmi açısından son derece değerlidir. Hıristiyanlar için bir hac merkezi olarak kabul edilir.

Geyikli Odunluk İskelesi, Osmanlı döneminden günümüze kadar faal olarak kullanılmış tarihi bir iskeledir. Bozcaada’ya olan ulaşım uzun yıllar boyunca bu bölgeden sağlanmış, ancak daha sonra Yeni İskele’nin inşasıyla burası turistik bir bölge haline gelmiştir.

Bozcaada’nın muazzam gün batımını izleyebilir, temiz ve berrak denizinde geniş kumsalında keyifli zamanlar geçirebilirsiniz. Ayrıca başrolünde Ata Demirer’in rol aldığı Eyyvah Eyvah film serisinin bazı sahneleri Geyikli’de çekilmiştir.

Haritada Görüntüle

Alexandria Troas Antik Kenti

Erhan Öztepe

Ezine ilçesinin Geyikli Beldesi’nin Dalyan köyünün güneydoğusunda konumlanmıştır. Aleksandria Troas Kenti oldukça geniş bir alana yayılmıştır ve MÖ 4. yüzyılda Antigonos tarafından Antigoneia ismiyle kurulmuştur.

Alexandria Troas’un adı “İskender’in Troası” anlamına gelir. Büyük İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu komutanları arasında paylaşıldığı dönemde, Anadolu’nun büyük bir kısmı da dahil olmak üzere Troya yarımadası, Suriye ve Lübnan gibi bölgeler, Tek Gözlü Antigon lakaplı komutan Antigonas’a verilmiştir. M.Ö. 310 yılında Antigonas, şu an bulunduğumuz kentin inşasını başlatmıştır.

Hz. İsa’dan sonraki dönemde Hıristiyanlığı yaymaya çabalayan Havarilerden Aziz Paul (Tarsuslu Saul), üç kez Alexandrıa Troas’ı ziyaret etmiştir. Bu ziyaretler, İncil’de detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Aziz Paul, bu şehirde çeşitli mucizeler gerçekleştirmiş; örneğin, camdan sarkan bir çocuğun düşerek ölmesi üzerine onu diriltmiş ve ardından halkın Hıristiyanlığı kabul etmesine öncülük etmiştir.

Alexandrıa Troas, Hıristiyanlığı kabul eden ilk şehir olması sebebiyle İnanç Turizmi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu antik kent, Hıristiyanlar için önemli bir hac merkezi olarak kabul edilmektedir ve bu nedenle Geyikli sınırları içinde bulunan bu tarihi şehir büyük bir kültürel değere sahiptir.

Apollon Smintheus ile Alexandrıa Troas arasındaki 35 kilometrelik yol, kutsal bir rota olarak kabul edilmektedir. Bu yol boyunca, Güneş Tanrısı Apollon’a adaklar sunulduğu ve ona sunulan sunaklar gözlemlenmektedir.

Önemli yapılar arasında, Antik Yunan Tiyatrosu, Maldelik adı verilen yapı ve Herodes Attikus Hamamı bulunmaktadır. Bu hamam, Anadolu’da şimdiye kadar keşfedilmiş en büyük hamam yapısı olarak dikkat çekmektedir. Yapının devasa ölçüleri, günümüze ulaşan kemerlerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca hamamın batısında, büyük boyutlara sahip bir gymnasium da bulunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Çanakkale Plajları

Çanakkale, Ege Denizi’nin kıyısında yer alan güzel plajlara sahip bir bölge. Burada birçok farklı özellikte plaj bulunuyor:

Dardanos Plajı

Kağan Tanju

Dardanos plajı, sakin ve huzurlu bir ortam sunmaktadır. Kumlu sahili ve temiz deniziyle dikkat çeker. Ayrıca kendi özel kafesi mevcut. Burası, çay ve benzeri içeceklerden tutun da hızlı atıştırmalıklara kadar ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir alan olarak da hizmet veriyor.

Haritada Görüntüle

Güzelyalı Plajı

Sina Karadağ

Çanakkale’nin merkezine yakın bir konumda bulunan Güzelyalı, sakin ve temiz plajları ile bilinir. Aileler için uygun bir atmosfer sunmaktadır.

Haritada Görüntüle

Kepez Plajı

Serpil Artun

Temiz denizi sayesinde mavi bayrak ödülüne layık görülen Kepez Plajı, uzun sahil şeridi, kafeleri, restoranları, turistik tesisleri ve küçük kamp alanıyla dikkat çekiyor.

Engelli rampaları, özel tuvaletler, cankurtaran hizmeti, duş imkanları, şezlonglar, soyunma kabinleri ve tuvaletler gibi olanakları ücretsiz sunan sahilinde, çocuklarınızla keyifli bir deniz günü geçirebilirsiniz.

Haritada Görüntüle

Zargana Plajı

Ozan Öke

Eceabat ilçesinde yer alan Kilitbahir Köyü’nde bulunan Zargana Plajı, günübirlik geziler ve yaz tatilleri için tercih edilen bir nokta. İnce kumlarla kaplı küçük bir sahile sahip olan bu gizli plaj, çam ağaçlarıyla çevrili.
Gölgeli ağaçlar altında havlunuzu sererek güneşlenip keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Denizin tadını çıkardıktan sonra plajdan bir yürüyüşle Kilitbahir Köyü’nü ve etkileyici Kilitbahir Kalesi’ni keşfetme fırsatı bulabilirsiniz

Haritada Görüntüle

Kabatepe Plajı

Ali Danacı

Çanakkale’nin Eceabat ilçesindeki Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nın içinde konumlanan Kabatepe Plajı, huzurlu bir hafta sonu kaçamağı için muazzam bir seçenek sunuyor. Berrak deniz suyu ve geniş kumsalıyla dikkat çekiyor.

Haritada Görüntüle

Batık Dalışı

Çanakkale’de, 1. Dünya Savaşı’na ait yaklaşık 175 batık bulunmaktadır, bu da bölgeyi batık dalışı için oldukça çekici kılıyor. En popüler batıklar arasında Alman Torpedo Gemisi, Majestic Batığı, Kaptan Franco Batığı, Lundy Batığı, Küçük Kemikli Burnu, Büyük Kemikli Burnu, Bebek Kayalıkları ve Su Gemisi Batığı bulunmaktadır.

Batık dalışı yapmak için özel bir dalış sertifikasına sahip olmanız şart değildir çünkü Çanakkale Boğazı genellikle sığ sulardan oluşur ve 6 metrelere kadar batıklar bulunabilir. Bu nedenle, şnorkelle yüzeyden izlemek veya deneme dalışı yapmak da mümkündür. İlk kez dalış yapacaklar için endişelenmeye gerek yoktur; dalış şirketleri genellikle detaylı bir bilgilendirme sunar ve sizleri güvenle yönlendirir.

Hamzakoy Plajı

Hakan Barkın

Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde bulunan ve mavi bayrağa sahip olan Hamzakoy Plajı, ilçe merkezine sadece 3 kilometre uzaklıkta yer alıyor. İnce kumlu uzun sahili ve berrak sularıyla, bu plaj size Akdeniz atmosferini yaşatıyor ve balıkları görebileceğiniz özelliklere sahip.

Haritada Görüntüle

Güneyli Plajı

Oğuzhan Yileç

Yemyeşil tepeler arasında saklı sahili ve berrak deniziyle her tonu görebileceğiniz bu yer, şehir kalabalığından uzaklaşıp sakin bir ortamda denizin tadını çıkarmak isteyenler için kesinlikle keşfedilmeye değer bir nokta. Sığ denizi, hem acemi yüzücüler hem de çocuklu aileler için keyifli vakit geçirme imkanı sunuyor.

Haritada Görüntüle

Kömürlimanı

Ozan Özkan

Kesinlikle keşfedilmeye değer doğal güzelliklerden biri olan Kömür Limanı, Gelibolu Yarımadası’nın Saroz Körfezi bölgesinde bulunuyor. Çam ormanlarıyla çevrili kayalarla çevrili olan bu küçük koy, ince kumlu sahili ve balıkların görülebildiği kristal berraklığındaki sularıyla Çanakkale’nin gizemli doğa harikalarından biri.

Haritada Görüntüle

Taşkapı Koyu

Atilla Özcan

Çanakkale’nin turistik ilçesi Ezine’ye bağlı Kumburun Köyü’nde konumlanan Taşkapı Koyu, henüz keşfedilmemiş bakir güzelliğini muhafaza etmeyi başarmış bir yer. Zeytin ve çam ağaçları arasında bulunan bu koy, unutulmaz bir deniz keyfi vadediyor.

Metrelerce uzanan ince kumlu sığ denizi ve çam ormanlarıyla çevrili sahil şeridiyle unutulmaz bir yüzme deneyimi sunuyor. Piknik masaları, çocuk parkı ve donanımlı kamp alanları gibi imkanları da içinde barındıran koy, tam anlamıyla keşfedilmeyi bekleyen bir cennet.

Haritada Görüntüle

Papaz Plajı

Mümin Yıldırım

Ezine ilçesine bağlı olan Papaz Plajı, Çanakkale Boğazı’nın gözlerden uzak bir noktasında yer alarak ince kumlu sahiliyle kalabalıklardan uzakta deniz keyfi yaşamak için ideal bir yer sunuyor. Bu özelliği sayesinde sığ deniziyle çocuklu aileler tarafından da tercih ediliyor.

Haritada Görüntüle

Tavaklı Sahil

Hülya Erdal

Kaz Dağları’nın büyüleyici manzaralarına eşlik eden altın kumlu plajı ile ünlü Tavaklı, çam ormanları içinde denizin tadını çıkarmak isteyen tatilcilere birinci sınıf bir destinasyon sunuyor. Antik dönemlerden bu yana doğal güzelliği ile tanınan ve antik ismi “güzellik” anlamına gelen Larissa olan Tavaklı, temiz küçük plajı, masmavi denizi ve renkli balıkları ile öne çıkıyor.

Çam ve zeytin ağaçları altında havlunuzu serip şehrin kalabalığından uzaklaşmak için ideal bir yer. Her saati kolaylıkla ulaşabileceğiniz Tavaklı’ya Çanakkale’den Ezine minibüsleri ile ulaşabilirsiniz. Ayrıca kamp yapmak ve doğa yürüyüşleri için bölgedeki en popüler tercihlerden biridir.

Haritada Görüntüle

Kum Adası

Murat Öztürk

Çardak Kum Adası, Çanakkale Boğazı’ndaki önemli yerleşim bölgelerinden biri olan ve 2500 yıldan fazla bir geçmişe sahip olan Lapseki ilçesinde bulunuyor.

Tarihi mekanlarının yanı sıra, doğanın tüm renklerini keşfedeceğiniz mesire alanları ve yürüyüş yollarıyla çevrili Çardak Çamlık, kristal berraklığındaki denizi ve şifalı kumlarıyla tanınan Kum Adası, su sporları olanakları ve plaj kulüpleri ile ünlü Dalyan Plajı da Lapseki’nin en popüler turistik yerleri arasında bulunuyor.

Haritada Görüntüle

Çanakkale Aquapark

Ozan Tor

Çanakkale merkezinde Sahil Yolu Caddesi üzerinde konumlanmış olan Çanakkale Aquapark, şehri gezen çocuklu ailelerin mutlaka ziyaret ettiği ve keyifli zaman geçirdiği popüler bir turistik nokta. Burada, 11,5 metrelik dev bir su kaydırağı, farklı büyüklüklerde çeşitli kaydıraklar, eğlence havuzları ve çocuk havuzu gibi olanaklar bulunuyor.

Haritada Görüntüle

Assos Plajları

Assos, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir beldedir. Assos’un plajları, Ege Denizi’nin berrak suları ve çevresindeki doğal güzelliklerle çevrili olmalarıyla dikkat çeker. İşte Assos’un plajları hakkında bilgi:

Kadırga Koyu: Sessiz ve sakin bir atmosfere sahip olan bu plaj, turkuaz sularıyla dikkat çeker. Genellikle ziyaretçiler tarafından tercih edilen bir noktadır.

Hasan Kaya

Haritada Görüntüle

Assos Liman: Antik liman kalıntılarıyla çevrili olan bu plaj, tarihi ve doğal güzellikleri bir arada sunar. Temiz suyu ve manzarasıyla keyifli vakit geçirebileceğiniz bir yer.

Recep Coplugil

Haritada Görüntüle

Sivrice Koyu: Sivrice’nin dar ve taşlık bir plajı var. Her tesisin önüne denize rahatça girmek için tahta iskeleler yapılmış. Bu bölge, Midilli’ye en yakın konumda olduğu için açık havalarda adayı net bir şekilde görebilirsiniz.

Sokakağzı’na göre Sivrice’nin turizm açısından daha yeni gelişmeye başladığı, bu sebeple daha sakin bir koy olduğunu söyleyebiliriz. Yerel halk tarafından işletilen pansiyon-moteller ve balık restoranları mevcut. Ahşap dekorlu, alçak fiyatlı mütevazi restoranlarda lezzetli balıkları uygun bir şekilde tadabilirsiniz.

Can Hakkı Kahraman

Haritada Görüntüle

Sokakağzı Plajı: Sokakağzı Koyu’nun geniş ve kumlu bir plajı bulunuyor. Sokakağzı uzun yıllar boyunca doğallığını muhafaza edip, sadık ziyaretçilerin uğrak noktası olmuştur. Ancak son zamanlarda daha popüler ve turistik bir hal almıştır.

Sahil boyunca sıralanan motel, pansiyon ve kamping alanları mevcuttur. Bu konaklama yerlerinin bazıları lüks hizmet sunarken, bazıları daha geleneksel ve salaş bir atmosfer sunmaya devam etmektedir. Ahşap dekorlu ve çardaklı restoranlar, samimi atmosferlerini sürdürüyorlar.

Abdu Anash

Haritada Görüntüle

Assos Yeşil Liman: Bu doğal koy, turistik tesislerden uzak, sadece birkaç yazlık evin yer aldığı, kendine özgü taşlık bir bölge. Berrak denizi ve doğal yapısıyla tercih sebebi olabilir. Yaz aylarında karavanlarla konaklayanlar ya da günübirlik ziyaret edenler buraya akın ediyor. Koyda kullanılabilir bir çeşme mevcut. Deniz taşlık olduğundan, ziyaretçilerin suya girmek için deniz ayakkabısı tercih etmeleri gerekebilir.

Özgür Bağcı

Haritada Görüntüle

Kuruoba Koyu: Yeşil Liman gibi doğal ve bakir koylardan biri olan bu koy, Midilli Adası manzarasına sahip. Buradaki farklılık ise az da olsa butik otel ve motel tarzı konaklama imkanlarının bulunması. Koruoba’nın içinde aslında iki küçük koy mevcut.

Koydaki bir otelin ahşap iskelesi de dikkat çekiyor. Ancak isterseniz kendi şezlong ve şemsiyenizle de vakit geçirebilirsiniz. Deniz taşlık olduğundan, suya girmek için deniz ayakkabısı tercih etmek iyi bir fikir olabilir.

Babakale Akliman Koyu: Assos’un en uzak plajlarından biri olan bu sahil, denizi sığ ve kumlu olduğundan dolayı genellikle çocuklu ailelerin tercih ettiği bir mekan olarak öne çıkıyor.

Güngör Keskin

Haritada Görüntüle

Bozcaada Plajları

Bozcaada, Türkiye’nin Ege Denizi’nde bulunan güzel bir ada. Ada, eşsiz plajlarıyla ünlüdür. İşte Bozcaada’nın bazı plajları:

Ayazma Plajı: Bozcaada plajları arasında en popüler olanlardan bir tanesidir. Geniş kumsalı ve berrak deniziyle bilinir. Burada güneşlenmek, denize girmek ve su sporları yapmak oldukça popülerdir. Bozcaada’nın incisi Ayazma Plajı, adanın batı kıyısında yer alarak ilçe merkezinin biraz dışında konumlanmış durumda.

Bu harika noktaya ulaşmak için ise ilçe merkezinden kalkan minibüsleri tercih edebilirsiniz. Minibüsler, her gün sürekli olarak Ayazma Plajı’na sefer düzenliyor. Ayrıca özel aracınızla da plaja gitmek mümkün; yeter ki merkezden Ayazma tabelalarını takip etmeyi unutmayın.

Erken saatlerde ziyaret etmenin avantajlı olduğu bu plaj, kısa sürede yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor. Bölgenin popüler plajı olması sebebiyle, yer bulmak biraz zorlayıcı olabiliyor.

Bülent Murat

Haritada Görüntüle

Habbele Plajı: Bozcaada’nın batısında konumlanan Habbale Plajı, çevrenin en berrak deniziyle öne çıkıyor. Altın rengi kumlarıyla dikkat çeken bu plaja, Ayazma minibüsleriyle ilçe merkezinden ulaşım mümkün. Burası, huzur arayanların tercihi olan sakin bir ortam sunuyor ancak herhangi bir tesis bulunmaması sebebiyle ziyaretçilerin kendi ihtiyaçlarını karşılamaları gerekiyor.

Mehmet Bakır Dilber

Haritada Görüntüle

Sulubahçe Plajı: Sulubahçe, Ayazma Plajı’nın hemen solunda yer alan bir koy. Deniz aynı denizdir ancak işletme olmadığı için burası, Ayazma’ya göre daha sakin bir atmosfere sahiptir. Kendi imkanlarınızla geçirebileceğiniz, gün boyu keyifle vakit geçirebileceğiniz ücretsiz plajlardan biridir. Taşlarla karışık bir kumsala sahiptir ve denizi genellikle soğuktur.

Yıldırım Erol

Haritada Görüntüle

Akvaryum Koyu (Mermer Burnu): Adını berrak suyundan alan bu plaj, şeffaf deniziyle dikkat çeker. Şnorkelle dalış yapmak isteyenler için harika bir yerdir. Koyun berrak suları, içinde yüzerken dahi balıkları görebileceğiniz kadar temizdir. Dalış meraklıları ve denizaltı dünyasını keşfetmek isteyenler için oldukça ideal bir yerdir.

Akvaryum koyunda her hangi bir işletme bulunmuyor, bu nedenle, buraya gelirken gerekli eşyalarınızı yanınızda getirmekte fayda var. Kayalık alanlarda oturabileceğiniz gibi altın renkli kumsalında da zaman geçirebilir, içeceğinizi yudumlayarak güneşin ve denizin tadını çıkarabilirsiniz.

İsmet Cerit

Haritada Görüntüle

Beylik Koyu: Beylik Koyu, Ayazma Koyu’nun diğer yanında yer alan bir koydur. Buranın özel kılan şey ise 2015 yılında karaya oturmuş olan Mercy God gemi enkazıdır. Enkaz, 2019’a kadar koyda duruyordu ve başlangıçta gerçek bir turistik cazibe merkezi haline gelmişti. Ancak zamanla paslanan metal parçalar, koyun ekosistemini tehdit etmeye ve asbest salmaya başladığı için kaldırıldı.

Judy Abbott

Haritada Görüntüle

Tuzburnu Plajı: Adanın en uzak noktalarından birinde yer alan bu koy, Tuzburnu Feneri’nin hemen yanında yer alıyor. Buraya özel araçlarla ulaşım sağlanabiliyor ve ilçe merkezinden Tuzburnu tabelalarını takip etmek gerekiyor.

Tuzburnu koyu berrak deniziyle dikkat çekmesine rağmen, plaj hizmeti sunan bir tesis bulunmuyor dolayısıyla buraya gelirken şemsiyelerinizi yanınızda getirmeniz iyi olabilir. Tuzburnu Koyu’nda denize girdikten sonra gün batımını izlemenin keyfi ise tarifsiz. Son derece sakin ve huzurlu olan bu koy, Bozcaada tatilinize ayrı bir renk katıyor.

Serdar Kıyar

Haritada Görüntüle

Çayır Plajı: Adanın en rüzgarlı bölgelerinden birinde konumlanan Çayır Koyu, özellikle su sporlarıyla ilgilenenler için ideal bir nokta. İlçe merkezine yürüyerek ulaşabileceğiniz bu bölgeye araçla da gidilebiliyor.

Adanın kuzeyinde yer alan bu koy, rüzgar sörfü yapmak isteyenler için gerçekten büyük bir avantaj sunuyor. Kitesurf dersleri alabileceğiniz bir tesise sahip olan koyda kendi ekipmanlarınızla da sörf yapabilirsiniz. Ayrıca plajıyla birlikte içecek alabileceğiniz bir bar da tesiste bulunuyor.

Cerasela R

Haritada Görüntüle

Ayana Koyu: Ayana Koyu, Bozcaada’nın doğal ve keşfedilmemiş koylarından birine sahip. Aynı zamanda minibüslerin duraklarından birine de ev sahipliği yapıyor.

Oldukça geniş ve uzun bir plaja sahip olan koyun bir kısmı taşlık, bir kısmı ise incecik kumla kaplı. Sığ deniziyle çocuklu aileler için ideal bir tercih noktası. Kalabalık koylardan uzaklaşıp daha huzurlu bir ortam arayanlar için harika bir seçenek.

Beyhan Yaren

Haritada Görüntüle

Poyraz Limanı Koyu: Bozcaada merkezine en yakın koy, Poyraz Limanı’dır. Bu koyda herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Deniz ayakkabınız varsa rahat edebilirsiniz, çünkü suda kayganlık oluşturan yosunlu kayalıklar ve deniz kestaneleri bulunmaktadır. Suyu sığ, dalgasız ve ılımandır.

Ahmet Erisen

Haritada Görüntüle

Tekirbahçe Koyu: Bozcaada merkeze yakın olan Tekirbahçe Koyu, adanın otellerin yoğun olduğu bir bölgesinde konumlanmış durumda. Bu sebeple buradaki oteller ve tatil köyleri tarafından belirli alanlara bölünmüş bir koydur.

Mehmet A.

Haritada Görüntüle

Gökçeada Plajları

Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adasıdır ve muhteşem plajlarıyla ünlüdür. Adada birbirinden güzel ve doğal plajlar bulunmaktadır. Bazı popüler plajlar şunlardır:

Aydıncık (Kefalos) Plajı: Aydıncık Plajı, ziyaretçilerin düşlerini süsleyen doğal bir harikadır. Bu olağanüstü kumsal, beyaz kumları ve berrak turkuaz deniziyle insanı büyüler. Aydıncık Plajı’nın temiz atmosferi ve sakin ortamı, günlük yaşamın gerginliğinden ve koşturmacasından uzaklaşmak için adeta bir fırsat sunar.

Eğer rüzgar sporlarına meraklıysanız, Aydıncık Plajı tam da size göre. Rüzgar sörfü için elverişli olan bu plajda, heyecan dolu bir deneyim yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda, gün batımını izlemek için de mükemmel bir noktadır.

İbrahim Kanburoğlu

Haritada Görüntüle

Gizli Liman Plajı: Ada’nın batı ucundaki en uç nokta burasıdır. İnce kumlarla kaplı sahil, çam ağaçlarının sıralandığı, adeta bir cennet köşesi gibi uzanmaktadır. Gizli Liman Plajı’ndaki berrak sularda serinlerken, etrafı saran doğal güzellikler gerçekten büyüleyici.

Gökhan Can

Haritada Görüntüle

Laz Koyu: Laz Koyu, Gökçeada’nın güney sahilinde yer alan sevimli ve küçük bir koy. Koyda günlük kullanıma uygun tesisler mevcut. Şezlong ve şemsiye kiralayabilir, leziz yemekler tadabilirsiniz. Unutmayın, kuzey rüzgarlarının etkisi ne olursa olsun, Laz Koyu’nun denizi her zaman sakin.

Mehmet Kazancı

Haritada Görüntüle

Yuvalı Plajı: Adanın güney sahilinde, Yuvalı olarak bilinen iki harika koya yıllar önce Adalet, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarının tesisleri kuruldu. Bu tesisler, ilgili bakanlıklarda çalışan personelin tatil yapabileceği alanlardı.

Şu an sadece Adalet Bakanlığı’nın tesisleri açık, ancak dışarıdan gelen ziyaretçilere izin verilmiyor. Yuvalı koyunda bulunan bir tatil köyünün plajından da yararlanabilirsiniz.

Özgür Öz

Haritada Görüntüle

Yıldızkoy: Yıldızkoy, adanın kuzey sahilinde neredeyse tek denize girilebilir koydur. Ada genelinde hâkim olan kuzeyden esen rüzgarlar genellikle burayı serinletir. Ancak nadir de olsa, kuzey rüzgarının hafiflediği veya güneyden esen günlerde Yıldızkoy’un denizi son derece sakin olur.

Gökçeada Sualtı Milli Parkı’nın sınırları içinde konumlanan Yıldızkoy, karadan denize ulaşımı mümkün olan tek koydur. Bu bölge, deniz florası ve faunasının koruma altında olduğu bir alandır. Bu özel bölgede şnorkelle yüzerek su altındaki zenginliği keşfetmek, gerçekten özel bir deneyim sunacaktır.

Saniye Hızlı

Haritada Görüntüle

Marmaros Plajı: Marmaros, adanın kuzey sahilindeki ender koylarından biridir ve çam ormanlarının içinden geçilerek ulaşılabilir. Bu doğal plaj, taşlık yapısı ve berrak deniziyle dikkat çeker. Marmaros’un çevresinde herhangi bir yerleşim yeri bulunmamaktadır.

Plaja varmadan önce, doğal bir yürüyüş rotası olan sağdan girilen toprak bir yol takip edilerek bir saatlik bir yürüyüşle Marmaros Şelalesi’ne ulaşılabilmektedir. Özellikle kış ve bahar aylarında şelalenin su debisi artar ve bu dönemde görülmeye değer bir güzellik kazanır.

Harzem Ari

Haritada Görüntüle

Kuzulimanı Plajı: Kuzulimanı, feribotun yanaştığı noktada uzanan geniş ve uzun bir kumsala sahiptir. Burada, 3-4 günlük kullanım imkanı sunan tesisler bulunmakta olup, şezlong, şemsiye, kafe ve restoran hizmetleri sunulmaktadır.

Belediyeye ait tuvalet ve geniş bir otopark alanı da plajda mevcuttur. Ada doğusundaki bu plaj, güney rüzgarlarına karşı korunaklıdır, bu da lodos rüzgarları estiğinde denizin son derece sakin olmasını sağlar.

Arif Altu

Haritada Görüntüle

Doğayla iç içe vakit geçirirken aynı zamanda kamp yapmak ister misiniz? Yanıtınız “Evet” ise hemen şimdi “Çanakkale Kamp Alanları” ve “Assos Kamp Alanları” isimli içeriklerimize hemen göz atın!

Çanakkale’de Ne Yenir?

Çanakkale, zengin bir tarihe ve lezzetli bir mutfak kültürüne sahip. Şehirde birçok restoran ve yerel lezzetler bulunuyor. Çanakkale’de midye tava, midye dolma gibi midye çeşitleri ve deniz ürünleri oldukça popüler. Şehirde birçok restoran ve kafe bulunmaktadır. Çanakkale yemek önerileri şunlar olabilir:

Peynir Helvası: Çanakkale’nin özgün lezzeti, tuzsuz peynirle hazırlanan eşsiz bir tatlı türüdür. Bu, çevre illerde yapılan peynir tatlılarından ya da höşmerimden tamamen farklı bir lezzettir, karıştırılmamalıdır.

Kalia Mandalcheva

Sardalya: Çanakkale’deyseniz ve özellikle yaz aylarında buradaysanız, mutlaka deniz mahsullerinden olan sardalyayı tatmadan dönmeyin. Sardalyalar zaten lezzetli olmalarıyla bilinir ama yaz mevsimindeki sardalyalar gerçekten unutulmaz bir lezzete sahiptir.

Çanakkale’nin en gözde lezzetlerinden biri olan Ekmek Arası Sardalya, adından söz ettiriyor ve lezzetiyle herkesi büyülüyor. Üstelik yaklaşık 20 yıldır her yaz aylarında düzenlenen “Uluslararası Gelibolu Altın Sardalya Kültür ve Sanat Festivali” de bu lezzetin ve kültürün önemli bir parçası haline gelmiş durumda.

https://www.google.com/maps/contrib/115445281046497598351/photos/@40.1473447,26.4030946,17z/data=!3m1!4b1!4m3!8m2!3m1!1e1?entry=ttu

İşte Çanakkale’de tadabileceğiniz diğer lezzetler:

  • Domates Salçası
  • Oğlak Çevirme
  • Ovmaç Çorbası
  • Sütlü Göce
  • Keşkek
  • Akıtma
  • İskorpit Çorbası
  • Ispanak Çorbası
  • Tumbi
  • Ispanak Sarması
  • Çırpma
  • Melki Yemeği
  • Yumurtalı Tiken
  • Metez
  • Melki Köftesi
  • Tarhanalı Patlıcan
  • Börülce Köftesi
  • Lüfer Pilavı
  • Patlıcan Kapama
  • Yaprak Sarma
  • Pazı Dolması
  • Papaz Yahni
  • Biber Parpullaması
  • Deniz Börülcesi
  • Ahtapot Salatası
  • Patlıcan Turşusu
  • Yağlı Turşu
  • Ahlat Turşusu
  • Yumurta Helvası
  • Kabak Reçeli
  • İncir Dolması
  • Basma Helvası

Çanakkale’nin sokak lezzetleri arasında da pişi, gözleme, köfte, simit gibi daha genel Türk mutfağına ait atıştırmalıkları da bulabilirsiniz. Şehirdeki restoranlar ve yöresel tatlar, ziyaretiniz sırasında denemeniz gereken lezzetler olabilir.

Similar Posts